Altınköy

Ankara’yı yavaş yavaş keşfetmeye devam ediyoruz, Ankara’da nereye gitsem sorusunun cevabı bu kez Altınköy oluyor. Altındağ Belediyesi tarafından 500 dönüm arazi üzerine kurulan Altınköy, Ankara’nın merkezinde köy hayatını tüm yönleriyle canlandıran bir açık hava müzesidir. Altınköy’de, sabah kahvaltıya gelip akşama kadar sıkılmadan çocuklarınızla vakit geçirebilirsiniz. Bir müze olduğu için sabah 10:00 ile akşam 19:00 saatleri açık olan Altınköy, Pazartesi günleri kapalı, giderken bu saatlere dikkat edin.

Biz çocuklarla sabah 10 da kahvaltıya gittik, Altınköy’e girişte aracımızı müzenin girişindeki boş araziye bıraktık, çünkü hafta sonları içeriye araç almıyorlarmış. Girişte bilet almanız gerekiyor; yetişkinler 5 TL çocuklar ücretsiz, içeride her şey paralı olduğu için girişte ücret almak pek mantıklı gelmedi ama müze olduğundan olsa gerek giriş ücretli.

Altınköyde Kahvaltı

Köyde kahvaltı ve ev yemekleri yapan, yan yana iki adet konak bulunmakta; Emdiler Konağı ve Döngeller Konağı. Konaklardan hangisinin daha iyi olduğunu bilmediğim için ben telefonla Emdiler Konağından yer ayırttım. Konakların içerisinde odalarda veya bahçede bulunan masalarda kahvaltınızı yapabilirsiniz. Biz erken gittiğimiz için bahçedeki masalardan beğendiğimiz birinde kahvaltımızı yaptık ama kısa süre içerisinde her iki konakta doldu ve sonradan gelenler yer bulamadılar. Ayakta kalmamak ve sıra beklememek için ya erken gidin ya da yerinizi ayırtın derim. Rezervasyon için:

Emdiler Konağı Telefon : 0505 942 33 01

Döngeller Konağı Telefon : 0532 687 27 77

Emdiler Konağında serpme kahvaltı sunuyorlar ve kişi başı 25 TL, menüsü pek zengin değildi ama yine de fena değildi, çocuklar keyifle yediler. Servisi köylü kıyafetleri giymiş genç kızlar yapıyor ve istediğiniz bir şey olursa hemen ilgileniyorlar, servis olarak iyiydi. Ama kahvaltımız bittiğinde gelen hesap beni kızdırdı. Telefonda yer ayırtırken kişi başı 25 TL olduğunu söylemişlerdi ama gelen hesapta 30 TL yazılıydı. Telefonda 25 TL söylendiğini belirttiğimde “Siz randevulu gelmiştiniz değil mi?” deyip hesabı kişi başı 25 TL ye düşürdüler. Çok saçma bir hareketti ama tartışıp ta canımı sıkmak istemedim. Siz giderseniz gitmeden veya yemeden önce fiyatları sorun derim yedikten sonra kafalarına göre fiyatlandırma yapıyorlar. Müze olarak işletilen bir tesiste böyle başıboş işletmecilik olmamalı ama iyi günümdeydim kimseyle tartışmadım:)


Altınköy Konakları

Kahvaltıdan kalkınca köyü gezmeye başladık. Köyde; Berberler Konağı, Emdiler Konağı, Hacı Osmanoğlu Konağı, Katırcı Konağı, Ayvacık Konağı, Döngeller Konağı ve Akmanlar Konağı adında konaklar bulunmakta. Bu konakların hepsi Karabük ve Kastamonu illerinden getirilen 1940 lı 1950 li yıllarda hiç çivi kullanılmadan yapılmış  gerçek konaklardır (Çantı Konak). Bu konakları gezerken birinin oyuncak müzesi yapıldığını görüp hemen içine girdik. Üst katta 3 oda vardı birinde taş bebekler diğerinde çeşitli illeri temsil eden bebekler diğer odada ise mutfak eşyaları vardı, çocuklar bebekleri çok beğendi.

Oyuncak müzesinin yanındaki konak Çocuk Etkinlik Evi ve Ahşap Oyuncak Atölyesi olarak tasarlanmış. Ahşap atölyesinde ustalar oyuncak yapıyorlardı çocuklar biraz onları izledi, eğer almak isterseniz, yaptıkları ürünleri satılmakta. Diğer konak Köy Müzesi olarak tasarlanmış ve bir köyde kullanılan bütün aletler bu müzede görülebilir.

Altınköydeki Hayvanlar

Konakları gezdikten sonra ilerlemeye devam edip hayvanların olduğu bölgeye geliyoruz, buraya gelir gelmez çok tatlı bir sıpa karşıladı bizi. Sevimli olduğu kadar sıcakkanlıydı da, insanlardan kaçmıyor aksine gelip kendisini sevdiriyordu, çocuklarım korkmadan okşadılar. Sıpadan başka koyunlar, inekler, köpekler, tavuklar, ördekler ve ceylanlar vardı. Sadece ceylanlar yuvasına girdiği için göremedik ama diğer hayvanların hepsini görebildik.

Asma Köprü

Hayvanları gördükten sonra asma köprüden karşıya geçtik, 30m yüksekliğindeki ve 150m uzunluğundaki köprüden sallanarak karşıya geçmek heyecanlıydı. Köyün bu yakasında ise hızar atölyesi, marangozhane ve yel değirmeni vardı, yel değirmeninin yanında buğday tarlası, onun yanında da ahır vardı ama ahır boştu atları göremedik.

Köy Meydanı

Aşağıya doğru indiğimizde bir su kuyusu birde tulumba vardı, tulumba çalışıyordu ve tulumbadan su çekmek kızım için farklı bir deneyim oldu. Güneşin altında uzun süredir geziyorduk ve yorulmuştuk, artık köy meydanına gidip bir kahvehanede oturup bir şeyler içerek dinlenmeliydik. Köy meydanında köy kahvehanesi, köy bakkaliyesi, muhtarlık, kalaycı, demirci, ilkokul, cami, taş fırın, sepet yapan bir dükkân, ney atölyesi gibi işyerleri vardı ve hepsi de işlerini yapan gerçek dükkanlar göstermelik değiller.
Köy kahvehanesinde bir çay, bir ayran, bir limonata içtik, çocuklarda dondurma yediler, ayranı pek güzel değildi limonata ise kesinlikle doğal diyerek getirildi ama hazır limonata tozlarından yapılmıştı, her şeyi gerçek bir köymüş gibi tasarlanan müzede yiyecek ve içeceklerde doğal olsa güzel olurdu aslında.

Burada dinlendikten sonra köyü gezmeye devam ediyoruz köy meydanından aşağı doğru akan dereyi takip ediyoruz, yol üzerinde çamaşır evini görüp içine giriyoruz. Çamaşır yıkamak için yan yana 8-9 tane yıkama taşı konulmuş ve her birinin yanında da “Tokaç”ları duruyordu, içeride o zamanki havayı yakalamak için yanmış kütük parçaları konulmuş ve her taraf is kokuyordu. Buradan devam ettiğimizde karşınıza bir su değirmeni çıkıyor, bu aslında çalışan bir değirmenmiş ama bizim şansımıza o gün arızalıymış ve bir usta yapmaya çalışıyordu. Eğer arızalı olmasa orada un üretiliyor bu unlarda köy meydanında bulunan bakkaliyede satılıyormuş. Çalışsaydı buğdaydan un yapımını görmek çocuklar için mükemmel olurdu, kısmet değilmiş.

Altınköye Veda

Artık iyice yorulduğumuz için dönmeye karar verdik, dönüş yoluna köy meydanından geçerken taş fırından tam buğday ekmeği aldık (fiyatı 4 TL). Çıkışa doğru tavukların ve ördeklerin olduğu alanı geçerken çocuklar durur mu hemen ekmekleri çıkarıp tavukları beslemeye başladılar:)

Sabah onda geldiğimiz Altınköy’den ayrılış saatimiz akşam dörttü ve bu saate kadar dolu dolu geçti çocuklar hiç sıkılmadı. Ankara da canınız sıkılırsa uğramanızı tavsiye edebileceğim, kesinlikle gidilmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. İşletmecilik açısından biraz daha kontrollü olunursa bence güzel düşünülmüş bir proje, yapanların eline sağlık. Altınköyü gezerken biraz fazla güneş altında kalmışım ve kollarım yanmış, siz gezerken önleminizi alın…
İyi gezmeler…….

Ziyaret saatleri : Pazartesi hariç 10:00-19:00
İnternet adresi : http://www.altinkoy.tc/
Harita :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir