Hallstatt – Avusturya

10.05.2017 Çarşamba

Hallstatt – Cennetten Bir Köşe 

Chesky Krumlov’da kahvaltımızı yaptıktan sonra saat yedi gibi yola çıktık ve Ucuz Avrupa Tatili planımızın sonraki durağı ve Avrupa’nın en güzel köylerinden biri olan Hallstatt’a saat on bire doğru geldik. Avrupa’nın en güzel köylerinden biri dedim ama yaklaşık 7000 yıllık bir geçmişe sahip olan ve 1997 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınan Hallstatt, dünyanın en güzel 10 köyünden biri olarak gösteriliyor. Avuturya’da Salzburg’un 73 km güney doğusunda yer alan köy yaklaşık 1000 kişilik nüfusuyla oldukça küçük bir yer.

Bilinen en eski tuz madenlerinden birinin bulunduğu Hallstatt doğası ve havasıyla insanın aklını başından alıyor. Köy o kadar güzel ki her şeyin kopyasını yapan Çinliler buranın da kopyasını yapmışlar. Çin’in Hoizhou Eyaletinin Boluo Şehrinde 2012 yılında bir maden firması tarafından Hallstatt’ın kopyası yapılmış. Çindeki Halslstatt’ın yerini merak edenler için konumu :

Hallstatt – Obertraun Teleferik

Biz Hallstatt’a ulaşınca ilk olarak teleferiğin olduğu Obertraun bölgesine gittik, buradan teleferikle buz mağarası ve mamut mağarasına, ardından başka bir teleferikle kayak merkezine çıkılıyor. Buz ve mamut mağaraları erimeden dolayı göçük tehlikesine karşı kapalıydı, bizimde kayak yapmak gibi bir niyetimiz olmadığına göre çıkmanın pek bir manası kalmadı. Sadece teleferiğe binip kayak merkezine gitmek ve yine teleferikle dönüş yapmak 2 saat gibi bir zamana ve adam başı 30 Euro’ya mal olacaktı. Orada geçireceğimiz zamanı Hallstatt köyünde geçiririz ve 30 Euro’ya da bir şeyler yeriz-içeriz düşüncesiyle teleferiğe binmekten vazgeçip köye gittik.

Masallarda anlatılan köyler kadar güzel olan, şirin mi şirin evlere, ormanlarla ve karlarla kaplı dağlara, tertemiz bir göle ve bol oksijenli bir havaya sahip olan, her görenin ben burada yaşamak hatta burada ölmek istiyorum diyebileceği, adeta iyi bir ressamın elinden çıkmış bir tablo gibi duran Hallstatt’a sonunda geldik. İnternetten fotoğraflarını görünce âşık olunan, kartpostal gibi görünen o masalımsı kasaba karşımızdaydı.

Hallstatt Otopark

Burayı fethetmek için ilk olarak arabadan kurtulmalıydık. Köyün içerisinde 3 adet park yeri bulunmakta; P1 Hallstat’ta otellerde kalan müşteriler için yapılmış. Şehir içinde park yeri olmadığı için araçlarıyla gelen misafirler araçlarını P1 e park ediyorlar ve servislerle otellerine götürülüyorlar. P3 alanı ise karavanlar ve otobüsler için yapılmış. Arabasıyla gelip köyde otelde kalmayanlar için ise, yani bizim için P2 alanı kullanılıyor.



Burada bütün otoparklara otomatik ödeme makineleri ve bariyerler konulmuş olup hiç görevli yok. Arabanızı park alanına koyarken bariyerin önündeki butona basınca size bir bilet veriyor ve bariyer açılıyor. Köyü gezip geri gelince bileti makineye okutuyorsunuz ve makine size ödemeniz gereken miktarı ekranda gösteriyor. İster kredi kartıyla isterseniz de Euro olarak ödeme yaptıktan sonra makine size plastik bir jeton veriyor. Bu jetonu da otoparktan çıkarken bariyerin kalkması için yuvasına atıyorsunuz. Otopark ücretleri ise saati 3.5 Eurodan başlıyor kaldığınız saate göre değişik ücretle ödüyorsunuz. Biz beş saate yakın kaldığımız için 8 euro ödedik.

Hallstatt gezilecek yerler
Füniküler

Aracımızı Otoparka bıraktıktan sonra hemen otoparkın yanında bulunan fünikülere gidiyoruz. Fünikülerle yukarıya, Skywalk of Hallstatt’a veya diğer adıyla World Heritage View Point’e çıkıp köyün harika panaromik manzarasını izleyeceğiz.

Fünikülerle yukarıya çıkış 9 Euro, hem çıkış hem de inişi fünikülerle yapmak isterseniz 16 Euro ödemeniz gerekiyor, biz çıkışı fünikülerle inişi ise patika yoldan yapmayı tercih ettik. Patika boyunca oldukça farklı manzaralar görebilirsiniz o nedenle çıkarken olmasa bile inerken patikayı kullanmanızı ve Hallstatt’ın mis gibi havasını soluyarak yürümenizi öneririm.

Skywalk of Hallstatt – Hallstatt Seyir Tepesi

Yukarıya çıkınca muhteşem bir manzara ayaklarınız altında sizi bekliyor; Hallstatt gölü, gölün etrafındaki küçük kasaba, kasabanın etrafındaki yüksek dağlar ve yemyeşil ormanlar, dağların tepesindeki karlar… Burada yaşayan insanların yaşlanmayacağını düşüneceğiniz harika bir doğa ve havasıyla bakmaya doyamayacağınız eşsiz bir manzara.

İniş Yolu

Buradan da tarihi tuz madenlerine gidilip gezilebiliyor ama biz sınırlı zamanımızı madende geçirmektense tarihi köy meydanına inmeyi tercih ediyoruz. Tarihi köy meydanını gezmek, evleri görmek ve Hallstatt Gölün’de bir tekne turu yapmak için patika yolu kullanarak aşağıya iniyoruz.

Patikadan inerken Terrace-Mühlbachschlucht ( Mühlbach Kanyon Terası ) tabelasını görünce o yönde ilerledik ve karşımıza bir şelale çıktı. Küçük şelalenin önündeki terastan aşağıdaki köy ve göl görünüyordu ama yukarıdaki manzaradan sonra çok sönük kaldı 🙂

Tarihi Köy Meydanı

Patikadan tarihi köye inince yürüyerek köy meydanına gittik, meydanın ortasında baba-oğul-kutsal ruh üçlemesini ( Holy Trinity ) temsil eden bir heykel var. Meydanın etrafı ise oldukça sevimli ve güzel yapılmış, balkonlarından çiçekler taşan evlerle çevrilmiş.

 

Meydanı gezdikten sonra bütün Hallstatt fotoğraflarında görülen buranın simgesi olan Evangelist Kilisesine gittik, oldukça küçük olan kiliseyi yakından görüp turumuza devam ettik.

Hallstatt Fotoğrafı Çekme Noktası 🙂

Adım adım sokaklarını gezerek bütün turistlerin köyün fotoğraflarını çektiği, en güzel Hallstatt manzaralarından birinin olduğu noktaya; Classic Village Viewpoint / Postcard Angle noktasına ulaşıyoruz. Google maps uygulmasında bu noktayı bulabilirsiniz 🙂 Bu konumdan harika Hallstatt manzarasını fotoğraflamaya başlıyoruz.

Göl sağ tarafta kalacak şekilde köy dışına doğru yürürseniz, köyün kartpostal gibi fotoğraflarının çekilebileceği noktaya ulaşırsınız. Oraya geldiğimi nasıl anlarım diye düşünmenize gerek yok çünkü genellikle Asyalı turistlerin oluşturduğu fotoğraf çeken bir kalabalık görürseniz durun o yer orasıdır 🙂

Göl Turu

Village viewpoin’ten oldukça fazla fotoğraf çektikten sonra köy meydanına tekrar döndük ve gölde bir tekne turu yapmak için sahile gittik. Elektrikli, motorlu veya pedallı tekne gibi seçenekler mevcut hepsinin fiyatı da farklı tabi. Biz kilisenin yanında bir yer bulduk ve oradan yarım saati 15 Euro ya elektrikli bir tekne kiraladık. Tabi Türk olmanın alışkanlığı ile hemen pazarlık yapmaya çalışıyoruz ama ne mümkün tek cent bile düşmüyor. Üstelik Türk müsünüz diye de imalı imalı soruyor, sanırım bizden başka pazarlık yapmaya çalışan bir millet yok 🙂

Tekneyle kıyıdan kıyıdan evlere ve arkasındaki dağlara bakarak geziyoruz. Yarım saatlik tekne turu bu küçük kasaba için fazla diye düşünebilirsiniz ama tekneyle köyün manzarası da bir başka oluyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Hallstatt’a gelince Skywalk a çıkıp tepeden köy manzarasına bakmak ve gölde tekne turu yapmak kesinlikle yapılması gereken iki şey onu anladık, manzara harikaydı.

Tekneyle gezerken gölün karşı yakasında bir şato vardı, Castle Grub Hallstatt adındaki şatoya gitmek istedik ama oraya kadar gitmek elektrikli tekneyle baya zaman aldı. Biz de karaya inmeden gölden şatonun fotoğraflarını çekip, yeniden döndük.

Tekneden indiğimizde saat öğleden sonra üç olmuştu buradan Bled’ e gidecektik ve yaklaşık üç saatlik yolumuz vardı. Bled Gölü gün batmadan görülmesi gereken bir yer ve zamanımız azalmıştı. O nedenle tekneden inince köyün içinden geçerek fazla oyalanmadan aracımızı park ettiğimiz P2 otoparkına gittik. Arabaya binip Hallstatt’tan ayrıldığımızda saat dört olmuştu bile, planımızdan birazcık geri kalmıştık ama olsun yine de gün batmadan Bled’e yetişebiliriz.

Genellikle internette bir yerin fotoğraflarını çok beğenirsiniz ve oraya gittiğinizde aynı etkiyi yakalayamazsınız ama Hallstatt kesinlikle öyle bir yer değil. İnternette göründüğü kadar güzel hatta daha da etkileyici olan Hallstatt kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer.

Keyifli gezmeler…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir