Maribor

Maribor – Slovenya

11.05.2017 Perşembe günü, Lübyana’dan yaklaşık on iki gibi yola koyulduk ve hedefimiz aslında Budapeşte idi. Ama 4.5 – 5 saat araba sürmek zor olacaktı o nedenle araya bir durak daha koymaya karar verdik. Lübyana’ya 1.5-2 saat mesafede olan ama Ucuz Avrupa Tatili planımızda olmayan, daha önceden şarapları ve asma bağlarıyla ünlü olduğunu duyduğumuz Maribor’a gitmeye karar verdik. İyide yapmışız hem yolculuk yorucu olmadı dinlenme fırsatı bulduk, hem de buralara kadar gelmişken 400 yıllık asmayı da görmüş olduk 🙂

 Maribor

Eski adı Marburg olan şehir, Slovenya’nın kuzey doğusunda Avusturya sınırına yakın bir yerde bulunmakta olup Slovenya’nın ikinci en büyük kentidir. En büyük kenti olan Başkent Lübyana’nın nüfusu 300.000, Maribor’un nüfusu ise 120.000 civarındaymış. Ne güzel bir ülke en büyük kentleri bile kalabalık değil oldukça sakin ve günlük hayatta acele eden insan görmek neredeyse imkânsız herkes oldukça huzurlu bir hayat sürüyor.

Kent asma bağlarıyla ünlü ve hala üzüm veren 400 yıllık asma kentin önemli simgelerinden biridir. Kentin ortasından oldukça büyük bir nehir olan Drava Nehri geçmektedir.

Maribor gezilecek yerler
Maribor Katedrali ( Maribor Cathedral – Stolna Cerkev Sv. Janeza Krstnika )

Maribor’u gelmeden önce araştırmadığımız için arabamızı bir otoparka bıraktık ve rastgele gezmeye başladık. Karşımıza ilk olarak Maribor Katedrali çıktı, 12. Yüzyılda yapılan Katedral 57 m lik çan kulesiyle kentin tarihi yapılarından biri.

Katedral bahçesinde 1800-1862 yıllarında yaşamış Psikopos Anton Martin Slomsek’in heykeli bulunmakta. 1859 yılında resmi olarak psikoposluğu Maribor’a getirdiği için değer gören bir şahısmış kendileri.

Glavni Meydanı ( Glavni Trg )

Katedralden çıkınca, etrafında kafe ve restoranların olduğu parke döşeli küçük sokaklardan geçerek güzel bir meyana çıktık. Glavni adındaki bu meydanın ortasında diğer kentlerde olduğu gibi bir veba sütunu var, meydanın etrafında ise mimarisi güzel binalar ve bu binaların altlarında ise pek çok kafe ve restoran var. Akşam serinliğinde burada oturulup, bir şeyler içilebilir.


Eski Köprü ( Stari Most )

Bu meydandan yolun karşısına geçtik ve Eski Köprüye ( Stari Most ) çıkarak altımızdan geçen yeşil Drava Nehri ve kıyısındaki evlerin turuncu çatılarının oluşturduğu manzaraya bir süre baktık. 1906-1912 yılları arasında yapılan Eski Köprü, bordo rengindeki çelik ayakları ile zamanının en güzel köprülerinden biriymiş.

Daha sonra köprüden küçük oğluna manzarayı anlatan bir babaya ünlü Eski Asma’nın nerede olduğunu ve nereden şarap alabileceğimizi sorduk. Tam yerinde sormuşuz çünkü adam eliyle işaret yaparak hemen şurası dedi, nehrin kıyısında bulunan Eski Asma Evi’ni gösterdi.

Eski Asma Evi ( Hisa Stara Trta )

Drava nehri kenarında bulunan Eski Asma Evi iki katlı bir bina olup binanın duvarlarını saran asmalar 400 yıllık dünyanın en yaşlı asmalarıymış ve bu durum Guinness tarafından tescil edilmiş. Eski asma evinde şarap tadabilir, satın alabilir ve hediyelik eşya alabilirsiniz. Görevliler oldukça ilgili olup istediğiniz tadı bulmanıza yardımcı oluyorlar. Şişesi 5 euro’yada 100 euroyada şarap var, şansıma görevlinin denemem için verdiği şarabın şişesi 8 euroydu da “yok ben tadını beğenmedim” demek zorunda kalmadım 🙂

Stara Trta Slovence’de eski asma anlamına geliyor, yani aslında burası asma için yapılmış bir ev, ününü duvarındaki yaşlı asmasından alıyor.

Maribor Kültür Merkezi ( Narodni Dom Maribor )

Şarabımızı aldıktan sonra kentte yürümeye devam ediyoruz ve karşımıza güzel bir bina çıkıyor, Maribor Kültür Merkezi gibi bir manası olan ( kulturno prireditveni center ) binanın içine girmedik ve küçük bir merkezi olan Mariboru gezmeye devam ettik.

Üzüm Bağları

Canlı sokaklarını gezerek arabamızı park ettiğimiz yere geldik ve Maribor’un ünlü üzüm bağlarını görmek için şehrin dışına çıktık. Sora sora bağların olduğu tepeyi bulduk ve bağdan üzüm yedik 🙂 üzüm mevsimi olmadığı için yiyemedik tabi ama bağlarını gördük.

Bağ için gittiğimiz tepenin zirvesinde bir yapı görünüyordu ve o yapıdan tepenin aşağısına kadar lambalar döşemişler ve tepeyi aydınlatmışlardı. O yapı acaba ne? Bu merak yüzünden o patika yolu güneşin altında 15 dakika yürüyerek çıktım. O yapı, içinde Hz Meryem’in heykelinin olduğu 1821 yılında yapılmış bir tapınakmış ( chapel ).

Tapınağın hemen önünde kazı yapılan bir alan vardı. 1560 yılında yapılıp 1790 yılında yıkılan bir kaleye ait kalıntıların çıkarıldığı bu alanda, kaleden sadece bir kuyu ve birkaç duvar çıkarılmıştı görülecek pek bir şey yoktu yani. Kalenin kalıntılarından beton bir piramit yapılmış o nedenle de bu tepeye Piramida Hill – Piramit Tepesi deniliyormuş, sanırım o piramitte yıkılmış olacak ki ben göremedim. Açıkçası bu tepeye çıkamaya değer bir şeyler yok zirvede ama manzarası güzeldi, bütün Maribor’u görebiliyorsunuz.

Netice olarak Maribor , Budapeşte yolu üzerinde dinlenmek ve gezmek için güzel bir yer ama sırf Mariboru görmeye gelir miydim, hmm sanırım gelmezdim. Yolunuz buraya düşerse gezilecek bir yer ama görmek için zorlamaya da gerek yok.

Keyifli gezmeler……..

Maribor” için 2 yorum

    • 15 Mart 2018 tarihinde, saat 15:39
      Permalink

      Beğenmenize sevindim Zeliha Hanım, keyifli gezmeler…..

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir