Hamamönü

Hamamönü Altındağ Ankara

12.06.2017

Ankara’da gezilecek yer arayışımın şimdiki durağı Hamamönü. Aslında burası planlı bir gezi olmadı, arkadaşlarla Ramazan Ayı’nda buluşalım beraber yemek yiyelim düşüncesiyle gittiğimiz bir yerdi. Yemek yiyeceğimiz yeri ayarlayan arkadaşım iyi ki buradan ayarlamış, bu sayede bende Ankara’nın bu tarihi yerini görmüş oldum. Yemeğe geldiğim için her yerini tam olarak gezemedim ama gezdiğim kadarıyla çok beğendim.

Hamamönü İsmi Nereden Gelir ?

Ankara’nın Altındağ ilçesinde yer alan Hamamönü, Hacettepe Üniversitesi, Zekai Tahir Burak Hastanesi ve Talatpaşa Bulvarı arasında kalan bölgeye verilen isimdir. İsmini caddenin karşısında bulunan, 1427 yılında yapılmış olan Tarihi Karacabey Hamamından alır. Bu hamamın ön tarafında kalan bölge Hamamönü olarak adlandırılır. Üniversiteye yakın olması sebebiyle genç nüfusun oldukça fazla olduğu Hamamönü, oldukça fazla turist çeken bir bölge.



Eski halini bilmiyorum ama burada yaşayan arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla buralar tam bir harabeymiş. Şimdilerde ise restore edilmiş tarihi evleri, camileri ve küçük dükkanlarıyla oldukça canlı olan ve çok sayıda ziyaretçinin geldiği turistik bir bölge halini almış. Altındağ aslında eski Ankara tarihi, daha doğrusu Başkent tarihinin saklı olduğu bir semt, ama çoğu hala virane halde olduğu için insanlar gidip gezmiyor. Altındağ belediyesi burayı resmen kurtarmış ve turizme kazandırmış, darısı diğer bölgelerin başına diyelim.

Yurt dışında şehirleri gezerken genelde eski şehir ( old city veya stare mesto ) adıyla şehrin ilk hali korunup restore ediliyor ve turizme kazandırılıyor. Hamamönü’nü görünce aklıma o geldi, burası da Ankara’nın Stare Mesto’su.

Hamamönü Restorasyon Çalışmaları

2007 yılında Altındağ Belediyesi ve Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile başlatılan ve halen devam eden Restorasyon çalışmaları da öyle yapalım geçelim tarzında olmamış gayet özenilmiş. Üstelik restorasyon yapacağız diye insanları evlerinden çıkarmamışlar, hala bu evlerde yaşayan insanları, sokaklarda oynayan çocukları görebilirsiniz. Bu güzel çalışmaların karşılığı olarak, Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu’nun her yıl verdiği “The Golden Apple” ödülü 2012 yılında Hamamönü’ne verilmiş.

Biz Hamamönü’ne ilk gittiğimizde henüz iftar vaktine çok vardı o nedenle arkadaşlar saat kulesinin olduğu meydanda bir kahvede oturup sohbet ettiler, ben de bu arada güzelim sokakları gezdim. Parke döşeli daracık sokakların etrafı kafeler ve restoranlarla doluydu, restoranların önünde ise darbuka-keman-klarnet üçlemesinden oluşan müzisyen grupları eğlenceli müzikler yapıyordu. İnsanların yemeklerini canlı müzik eşliğinde yediği, sokaklarında çalgı seslerinin yankılandığı baya baya canlı ve neşeli bir yerdi burası.

Hamamönü’nde Neler Var?

Sokaklarında sağlı sollu el işi ve hediyelik eşya satışı yapan stantlar kurulmuştu ama sanırım bu Ramazan Ayı’na özelmiş normal zamanlarda bu stantlar olmuyormuş. Sürekli olsa fena olmaz aslında.

Bu sokaklardan geçerken sağınızda solunuzda pek çok tarihi bina görüyorsunuz,  Sarıkadın Sokağın sonunda bulunan Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi bunlardan biri. İçerisinde ünlü şaire ait eşyaların sergilendiği bir müze ile ünlü şairin yazdığı ve onun adına yazılmış kitapların bulunduğu bir kütüphane olan iki katlı bina, İstiklal Marşı’nın 90. Kabul yıldönümü olan 12 mart 2011 tarihinde açılmış.

Müzeden sonra tarihi evler bittiği için geri dönüp ara sokaklarda geziyorum ve karşıma pek çok tarihi cami ve konak çıkıyor. Bu ufacık alanda sanırım on taneden fazla cami vardır. Sarıkadı Cami, Mehmet Çelebi Cami, Hacettepe Cami, Taceddin Sultan Cami, Karacabey Cami benim gördüklerim.

Bunlardan en eskisi 1400 lü yıllarda yapılan Karacabey Cami ve Türbesi olsa da sanırım en bilineni Tacettin Sultan Cami ve Dergahıdır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan dergah sonraki yıllarda ilave edilen yapılarla küçük bir külliye halini almıştır.

Tacettin Camisinin bahçesinde bulunan Mehmet Akif Ersoy Müzesi, zamanında ünlü şairin yaşadığı ve İstiklal Marşı’nı yazdığı evdir.

Dergahın bahçesini gezerken Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını da görüyoruz. 2009 yılında helikopter kazası sonucu vefat eden büyük Birlik Partisi lideri Taceddin Dergahı’nın bahçesine defnedilmiştir.

Netice olarak bence iyi bir restorasyon çalışması ile neler yapılacağını gösteren güzel bir örnek olmuş. Umarım Ankara’nın diğer tarihi dokusu da bu şekilde yenilenir.

İftar için arkadaşları yer ayırttığı mekan Arkadaş Cafe adlı bir mekandı. Arka tarafta bahçesi olan ferah bir mekandı, tabi ramazan dolayısıyla oldukça kalabalık olduğu için yemek ve hizmet kalitesi hakkında yorum yapmayacağım. Normal zamanlarda gidip denemek lazım.

Keyifli gezmeler….

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir