Budapeşte Turu

BUDAPEŞTE – MACARİSTAN

Ucuz Avrupa Tatili turunu yapalı hayli zaman oldu ama bir türlü yazıyı bitirmeye zamanım olmadı. Mayıs ayında yaptığımız turun yazısını Ağustos olmuş hala bitirememişim, Budapeşte yazısını yazayım da bitsin artık 🙂

11.05.2017

Ljubljana’dan saat 12 gibi yola çıkmış ve Budapeşte yolu çok uzun olduğu için normalde tur planımızda olmayan Maribor’da bir mola vermeye karar vermiştik. Maribor’da üzüm bağlarını ve yaşayan en eski asmayı gördükten sonra yolumuza devam ettik ve saat sekize doğru Budapeşte’ye geldik.



Budapeşte

Macaristan’ın başkenti olan Budapeşte’nin nüfusu yaklaşık olarak iki milyon, resmi dili Macarca ve para birimi ise Forint’tir ( HUF- Hungarian Forint ), 1 TL yaklaşık olarak 75 froint etmektedir. Uzun yıllar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu egemenliğinde yönetilen Budapeşte’de her yerde Habsburg Hanedanı’nın eserlerini görmek mümkün.

Macaristan 150 yıl kadar Osmanlı egemenliğinde kalmış ama Osmanlılar buralarda pek bir eser bırakmamışlar. Sıcak su kaynakları bol olan şehre hamam kültürünü getirmişler, bir de Macarların Paprika adıyla ünlü olan biberi Osmanlıdan kalma onun haricinde de Osmanlı adına pek bir şey göremiyorsunuz.

Budapeşte Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir

Budapeşte havaalanı ( Budapest Ferenc Liszt -Ferihegy) şehrin yaklaşık 20 km dışında kalıyor. Tren, otobüs + metro veya taksiyle merkeze ulaşım sağlanabiliyor. Taksi biraz daha pahalı olduğu için biz otobüs+metro seçeneğini değerlendirdik.

Hava alanından 200E numaralı otobüse biniyorsunuz ve son durağı olan Kobanya Kispet durağına kadar gidiyorsunuz. Kobanya Kispet durağı 3 numaralı metro hattının ( M3 ) son durağı buradan metroya binerek şehir merkezine gidebilirsiniz. Eğer ki gideceğiniz yer M3 hattı güzergahında değil ise Deac Ferenc Ter durağında inip M1 ve M2 metrolarına geçebilirsiniz. Deac Ferenc Ter M1, M2 ve M3 hatlarının kesiştiği bir durak. Hava alanına gidiş için ise bunun tersini uygulayabilirsiniz.

Budapeşte’de şehir içi ulaşım ücretleri

Budapeşte metro, otobüs ve tramvay hatlarıyla şehir içi ulaşımını çözmüş bir şehir. İstediğiniz yere toplu taşıma araçlarıyla gidebiliyorsunuz, ayrıca şehri bisikletle gezmek isterseniz de pek çok yerde bisiklet kiralama noktalarını da görebilirsiniz.

Bilet gişeleri veya bilet otomatlarından alacağınız bilet metro, tramvay ve otobüslerin hepsinde geçiyor ve kişi başı 350 Huf, eğer otobüsün içinde şoförden alırsanız 450 Huf. Tekli biletin haricinde 24 saatlik grup kartlar var, eğer grup halinde gelmişseniz 24 saat boyunca yararlanacağınız bu kartın ücreti ise 3300 Huf.

Biz cumartesi günü hava alanına gitmek için toplu taşıma araçlarını kullanacağımız için bu seçenek bize uygun geldi. 4 kişi otobüs artı metro 8 bilet yapar buda 2800 huf yapar. Şehir içinde kahramanlar meydanına gitmek gelmek, kaleye çıkmak derken baya karlı olacak bizim için. Ama 24 saatlik olduğundan dolayı ve en son cumartesi öğlen hava alanına giderken kullanacağımız için Cuma günü öğleye kadar almıyoruz. Öğleye kadar yürüme mesafesinde olan yerleri geziyoruz öğleden sonra da 24 saatlik kartımızı alıyoruz ve uzak mesafeleri geziyoruz.

Budapeşte’ye geliş

Maribor’dan akşam saat dörde doğru ayrıldık ve yaklaşık 4 saatlik yolculuğun ardından saat sekize doğru Budapeşte’ye geldik. İlk olarak kalacağımız otele gidip arabadan eşyaları boşaltmayı ve aracı iade etmeyi planlıyoruz böylece otopark parası ödemekten kurtulacaktık.

Kalacağımız yer olan Boomerang Hostel önüne geldiğimizde saat sekize birkaç dakika vardı ve otelin önündeki caddede hala park görevlisi duruyordu. Fazladan park ücreti ödemek istemediğimiz için görevliye park yerlerinin hangi saatler arasında ücretli olduğunu sorduk. Görevli saatine bakarak “bu dakikadan sonra ücretsiz, sabah sekize kadar” dedi. Akşam sekiz sabah sekiz arası ücretsizmiş : ) Oley akşam akşam arabayı götürmeye gerek kalmadı otele yerleşip biraz dinlendikten sonra şehri gezmeye çıkabilirdik, arabayı da sabah erkenden teslim edip Budapeşte gezimize başlayabiliriz.

Budapeşte’de Kaldığımız Otel

Boomerang Hostel gerçekten muhteşem bir konuma sahip, şehirde görülmesi gereken çoğu yere otelden çıkıp yürüyerek gidebilirsiniz, yürüyerek gidemeyeceğiniz yerler için ise hostelin hemen önünde bir metro istasyonu bulunmakta. Ulaşım konusunda dört dörtlük bir konumda anlayacağınız.

Odamız gayet ferah ve temizdi danışmadaki görevli de oldukça ilgiliydi sorduğumuz bütün sorulara samimiyetle cevap veren kibar bir gençti. Kahvaltı dahil olarak anlaştığımız oteldeki tek kötü şey sanırım kahvaltıydı ama çok da bir şey beklemediğimiz için buda sıkıntı olmadı.

İki gece için dört kişi toplamda 85 Euro’ya tuttuğumuz Boomerang Hostel, konum, temizlik ve fiyat olarak ele alındığında, fiyat/performans açısından tur boyunca kaldığımız en iyi oteldi diyebilirim.

Budapeşte Gezilecek Yerler

Budapeşte’de perşembe ve cuma gecesi kalacak ve cumartesi günü öğlen ikide uçakla Türkiye’ye dönecektik. Cumartesi günü eşyaları toplama ve hava alanına gitmeyle geçerdi bu nedenle cumartesi gününü boş gün olarak düşündük. Dolayısıyla Budapeşte’yi gezmek için bir buçuk günümüz vardı, bizde otelin etrafında kalan bölgeyi perşembe akşamı, uzak yerleri de Cuma günü gezmeye karar verdik.

İlk iş arabadan kurtulmak

Cuma sabahı erkenden iki kişi arabayı teslim etmek için U-Save’in bürosuna gittik, iki kişi de otelde kalıp bizi bekledi, dönüşü metro ve otobüsle yapacağımız için dördümüz birden gitmedik. Arabayı teslim edince firma bizi hava alanına bırakacak bizde otobüs artı metroyla otele dönecektik. Oradaki görevli istersek bizi havaalanına bırakabileceğini ama 200E numaralı otobüsün hemen ofisin önündeki ana yoldan geçtiğini az ileride de bir durak olduğunu söyledi. Bizde iyi madem siz yorulmayın biz yolun karşısından bineriz dedik.

Yolun karşısına geçtik durağı bulduk derken otobüs geldi, otobüse bindik bilet almak istedik ama Euro kabul etmedi şoför, sadece Huf geçerliymiş otobüslerde. Bizde de Huf olmadığı için tekrar otobüsten aşağıya indik ama şoför bize baktı hadi atlayın dedi. Sağ olsun bize acıdı galiba para da almadan bizi Kobanya Kispet durağına kadar götürdü, oradan metroya binerek kaldığımız otele geldik.



Budapeşte’de neler yapılır

Budapeşte, içinden Tuna Nehri’nin ( Danube ) geçtiği oldukça güzel bir şehir. Tuna nehri şehri Buda tarafı  ve Peşte tarafı olarak ikiye ayırmış durumda, tarihin daha yoğun olduğu bölge Buda tarafı, kafe ve restoranların olduğu daha canlı bölge ise Peşte tarafı. Budapeşte’ye gelince her iki bölgede gezilmeli, Tuna Nehrinde bir tekne turu yapılmalı, Gülaş Çorbası ( Gulash ) ve Tokaji Şarabı gibi Budapeşte’ye özgü lezzetlerin tadına bakılmalı, ayrıca zamanınız varsa hamamlarına da girilmeli.  Ayrıca Budapeşte barları ve gece hayatı da oldukça ünlü, buraya gelirseniz barlarını özellikle de Szimpla Kert gibi farklı tarzı olan ruin barlarını görmelisiniz.

Budapeşte tekne turu

Tuna nehri üzerinde turun özelliğine göre bir saat ile iki saat arasında süren turlar yapılmakta. Gündüz turları ve gece turları olabileceği gibi yemekli ve yemeksiz tur seçenekleri de mevcut. Turlarda İngilizce ve Macarca olarak kıyıdaki tarihi yapılar hakkında bilgiler veriliyor.

Tekne turu hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

Bizim yaptığımız Tekne Turundan bazı görüntüler;

Budapeşte’de gezilecek yerler

Budapeşte’de nereler gezilir sorusunun aslında çok fazla cevabı var, yıllar boyunca değişik imparatorlukların yönetiminde kalmış olan şehir oldukça geniş bir alana yayılmış. Tarihi yapılar da diğer Avrupa kentlerinde gördüklerimizden daha büyük ve heybetli üstelik bu yapılar öyle dip dibe de değiller. O nedenle yürüyerek gezmek isterseniz biraz yorulabilirsiniz.

Budapeşte’de gezilecek yerleri 3 bölüme ayırabiliriz:

Tuna Nehri’nin doğusunda kalan, otellerin, kafelerin, restoranların bulunduğu şehrin canlı olan kısmı Peşte Tarafı,

Tuna Nehri’nin batısında kalan, Castle Hill ve Gellert Hill adında iki tepenin bulunduğu, şehrin daha çok tarih ve manzara kısmına ev sahipliği yapan Buda Tarafı ve

Peşte tarafında kalsa da biraz daha dışarıda olduğu için ayrı bir bölüm olarak ele alınabilecek Kahramanlar Meydanı ( Heroes’ Square ).

Budapeşte Gezi Rotası

Budapeşte’ye geldiğimiz ilke gece yakın olan yerleri gezdik asıl gezimiz ertesi gün oldu. Budapeşte’yi sabahtan akşama kadar gezmek için şöyle bir rota oluşturduk:

İlk önce otele yakın yerlerden Opera Binası’na gittik, oradan yürüyerek Parlamento Binasına, oradan da Shoes on Danube ve Zincirli Köprü’den Buda Tarafına geçtik. Buda Tarafında Castle Hill ve Gellert Hill’deki görülecek yerleri gördükten sonra, Özgürlük Köprüsü üzerinden tekrar Peşte Tarafına geçtik. Central Market Hall, Vaci Utca, Little Princes Statue’yü gördükten sonra Vörösmarty Meydanından metro ile Kahramanlar Meydanı’na geçtik. Kahramanlar Meydanı ve Şehir Parkından sonra Andrassy Utca ya geldik. Andrassy Caddesini gezdikten sonra da Tekne Turuna katılmak için tekrar Tuna kıyısına geldik.

Tekne turunu da tamamlayınca bir günde sabahtan akşama kadar Budapeşte’de yapılacak hemen her şeyi yapmış olduk. Barlar ve kafeleri de önceki akşam görmüştük, Budapeşte’de sadece hamamlara girmedik onun için de hem zamanımız hem de niyetimiz yoktu. Yani toplam olarak 1.5 günde Budapeşte’de yapılacak şeylerim hemen hemen hepsini yaptık 🙂

Gezilecek yerleri üç bölüme ayırdık ama Buda Tarafı ile Peşte Tarafını birbirine bağlayan köprüleri de saymazsak olmaz, onlarda kesinlikle görülmesi gereken yapılar arasında.

Budapeşte Köprüleri
Zincirli Köprü ( Chain Bridge – Szechenyi Lanchid )

Girişinde görkemli iki aslan heykelinin sizi karşıladığı, Budapeşte’nin simgesi olan Zincirli Köprünün yapımına 1839 yılında başlanılmış ve 1849 yılında tamamlanmıştır. Buda ve Peşte taraflarını birbirine bağlayan ilk betonarme sabit köprü Zincirli Köprüdür, ondan önce dubalardan yapılma köprü kullanılıyormuş.

Zincirli Köprü ile ilgili bilgi için tıklayınız…

Elizabet Köprüsü ( Elisabeth Bridge – Erzsebet Hid )

Adını İmparator Franz Joseph’in eşi olan Macaristan kraliçesi Elizabet’den alan köprü 1897-1903 yılları arasında yapılmış. II dünya savaşında yıkılıp 1964 yılında yeniden yapılan köprü 380 m uzunluğundadır.

Zincirli Köprü ve Özgürlük köprüsünün arasında kalan Elizabet Köprüsü diğer iki köprüden de sade olup renginden dolayı Beyaz Köprü – White Bridge olarak ta anılmaktadır.

Özgürlük Köprüsü ( Liberty Bridge – Szabadsag Hid )

1894 yılında başlanıp 1896 yılında tamamlanan 334m uzunluğundaki Özgürlük Köprüsü’ne renginden dolayı Yeşil Köprü de denilmektedir. Orijinal adı  Franz Joseph Köprüsü olan bu köprünün üzerinde Macarların simgesi olan Turul ( Tuğrul ) kuşları bulunmaktadır. Gellert Tepesinde Gellert Hamamının bulunduğu yer ile Pazar Yeri ( Central Market Hall ) arasındaki bağlantı bu köprü üzerinden yapılmaktadır.

Çelik konstrüksiyon olarak yapılan köprü güzellik olarak Zincirli Köprüyle yarışabilir diyebilirim. II. Dünya Savaşı sırasında diğer köprüler gibi yıkılan Franz Joseph köprüsü savaştan sonra onarılan ilk köprüdür ve adı da değişmiştir, yeni adı Özgürlük Köprüsü ( Liberty Bridge ) olmuştur.

Budapeşte’de ne yenir ?

Budapeşte’ye gelmeden önce burada ne yenir ne içilir hakkında biraz araştırma yaptık ve karşımıza hep Gülaş Çorbası ( Gulash Soup ) çıktı. Macarlar çorbayı çok seven bir milletmiş ve en ünlü çorbaları da, etli ve sebzeli bir çorba olan Gülaş Çorbasıymış. Diğer bir yiyecekleri de bizdeki bişiye benzer bir yemek olan Langos. Büyükçe bir bişinin üzerinde zevkinize göre sucuk, salam, sosis, peynir, domates vb koyuyorsunuz ve oluyor size Langos.

Budapeşte’nin içkisi nedir? Budapeşte’de ne içilir diyecek olursanız cevap hiç kuşkusuz Tokay ( Tokaji ) Aszu Şarabı olacaktır. Tokaji şarapları çeşit çeşit bulunmakta olup numaralara göre kaliteleri farklılık göstermektedir, 3 numaralı şarap daha ucuzken 6 numaralı şarap daha kaliteli ve pahalı.

Tatlı olarak ise bizim Prag’da Trdelnik adıyla yediğimiz ama burada da ünlü olan Kürtoskalacs tatlısı denenebilir.

Budapeşte UNESCO Listesi

Budapeşte’de bulunan tarihi eserlerden 11 tanesi UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınmıştır. Bunlardan;

Kale Tepesi, Kraliyet Sarayı, Matyas Kilisesi, Balıkçı Burcu, Gellert Tepesi, Aquincum, Zincirli Köprü ve Parlamento Binası 1987 de

Andrassy Caddesi, Kahramanlar Meydanı ve Millenium Metrosu ( M1 Hattı ) ise 2002 de listeye alınmıştır.

Bu listeden Aquincum hariç diğer 10 yeri görmüş olmakta ayrı bir mutluluk doğrusu, keşke biraz daha uzun kalabilsek ve orayı da görebilseydik.

Ve Son….

Mayısta yaptığımız gezinin yazısını nihayet Ağustos ortasında bitirebildim, omzumdan büyük bir yük kalktı:)

Bir hafta gibi kısa bir sürede, 5 Avrupa başkenti, 5 de tarihi köyden oluşan toplamda 1700km yol yaptığımız ve bunun için adam başı sadece 322 Euro / 1260 TL harcadığımız bu gezi bize çok şeyler kattı. Artık yeni rotalarımızda daha bilinçli hareket edeceğiz, umarım sizlere de bir katkısı olur bu yazdıklarımın.

Keyifli Gezmeler………



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir