4000 Yıllık Kent Aydıncık – Kelenderis

Aydıncık Mersin

Yaz tatili için geldiğimiz Mersin’de denize nereye gitsek diye araştırırken bir arkadaşımız Aydıncık’ı önerdi. Her sene Kızkalesi ve Susanoğlu’na gidiyorduk artık oralardan sıkıldık ve de çok kalabalık oluyordu. Kalabalık olunca da hem denize rahat giremiyorsunuz hem de deniz kirli oluyor. Bu nedenle denizi güzel ve sakin bir yer arıyorduk. Denizi güzelden kastım plajı kum olacak, denize girince sahilden 30-40 metre gidince dahi derinleşmeyecek belime veya en fazla omzuma kadar gelecek ve dalgalı olmayacak.



Mersinde yaşayan ve hobi olarak dalgıçlık yapan öğretmen bir arkadaşım yardımcı oldu sağ olsun. Onun ilk tercihi Gülnar ilçesine bağlı olan Büyükeceli idi ama oranın plajı çakılmış, o nedenle orayı eledi ve Aydıncık’ı önerdi. Aslında Kızkalesi ve Susanoğlu benim kriterlerime uyuyor ama oralar çok kalabalık oluyor. Aydıncık ise tenha olur rahat edersiniz kafa dinler gelirsiniz dedi.

Biz de arkadaşımın tavsiyesine uyarak 21.08.2017 ile 26.08.2017 arasında 6 gün için Aydıncığa gittik. Giderken yol üzerinde olan Büyükeceli’ye de uğradık ve plajını gezdik aslında burası da oldukça güzel bir yermiş, denizi çok temiz ve çarşaf gibiydi. Plajı çakıl da olsa burada kalabiliriz diye düşündük ve kalacak bir yer aradık. Birkaç otel ve bungalov evler vardı ama biz otel değil de kiralık bir ev, villa veya yazlık tarzı bir yer arıyorduk. Büyükeceli Kızkalesi kadar büyük bir yer değil ve ev bulmak gerçekten zor, buraya gelmeden yerimizi ayarlayıp gelmemiz lazımmış onu anladık çünkü hiç boş yer bulamadık.

Kelenderis – Gilindire – Aydıncık

Aydıncık, Mersin’e 173 Km Antalya’ya 325 Km mesafede bulunan Mersin’e bağlı 9-10 bin nüfuslu küçük bir ilçe. İlçeye girişte dikkatinizi çekeceği üzere oldukça fazla sera bulunmakta ve yörenin önemli geçim kaynaklarından birini oluşturmaktadır.

Kuruluşu yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanan ilçenin ilk adı Kelenderis olup, liman ve ticaret kenti olarak kurulmuş. Tarih içerisinde Hititler, Asurlular, Mısırlılar, Romalılar,Bizanslılar ve Osmanlılar gibi pek çok uygarlığın egemenliğine girmiş. Adı da zaman içerisinde Kilindria, Kelendri, Gelendir, Gilindire olarak değişmiş olup en son 1965 yılında Aydıncık olarak değişmiştir. Diğer tarihi isimleri ile pek alakalı olmayan Aydıncık ismi nereden geldiyse artık 🙂

1920 li yıllara kadar ticarette iyi bir konuma sahip olan kent mübadele yıllarında Rum vatandaşlarının buradan ayrılması ile bu özelliğini kaybetmiş ve dış ticareti sıfırlanmıştır. Günümüzde ise tarım ve hayvancılık ilçenin ana gelir kaynaklarını oluşturmaktadır.

Aydıncıkta İlk İzlenim

Aydıncık’a gelince ilk olarak sahiline geldik ve denizine baktık, plajı incecik kum ve oldukça büyüktü ama deniz biraz dalgalıydı. Çocuklar için dalgalı deniz sıkıntı olur o nedenle denize girenlere her zaman mı böyle dalgalı olduğunu sorduk. Her gün böyle olmadığını bugün normalden fazla rüzgarlı olduğu için böyle olduğunu söylediler. Üstelik sabahları kesinlikle dalga olmazmış, dalga olursa öğleden sonra olurmuş, bunun üzerine kalacak bir yer aramaya başladık.

Aydıncıkta Nerede Kalınır

Aydıncık, Kızkalesi ve Susanoğlu kadar olmasa da büyük bir yer ve sahil kenarında yazlık villalar ve apart oteller var burada kalacak yer sıkıntısı çekmedik. Aydıncık Sahili ilçe merkezinin Mersin tarafında kalıyor ve market, fırın, restoran gibi temel ihtiyaçlarını görebileceğiniz her şey burada var ilçe merkezine gitmenize gerek kalmıyor. Birkaç ev gezdikten sonra Aydıncık Sahilin hemen kenarında bulunan beyaz yazlık villalardan birini tuttuk. Odaları, mutfağı, banyosu, eşyaları temiz ve düzenli olan denize sıfır evi günlüğü 200 TL ye tuttuk. Ev sahibi ilk olarak 300 TL demişti ama pazarlıkla 200 TL ye anlaştık. Gelince buradaki evleri gezin fiyatlar hakkında bilgi sahibi olduktan sonra pazarlığınızı yapın işe yarıyor.

Daha sonraki günlerde Aydıncığı gezerken öğretmenevi olduğunu da gördük ama içi nasıl ücretleri nedir sormadık, kalmak için farklı bir seçenek olabilir.

Aydıncık Denizi Nasıl

Aydıncık sahili tam aradığımız gibiydi; plajı ince kum, denize girince yaklaşık 50 metre kadar boyunuzu aşmıyor, deniz çok temiz dibi görünüyor ve çok dalgalı değildi. Ama büyük bir sorun vardı, deniz dibinde yer yer kayalar vardı, bu da canımızı oldukça sıktı. Çünkü o kadar yol geldik, evimizi tuttuk ve deniz dibi kayalık çıktı, tamam çok sık değildi ama hemen her taraf yer yer kayalıktı.

Bu durum canımızı sıktı ama ikinci gün kayalık olmayan rahatça yüzebileceğimiz alanı bulduk. Aydıncık Sahilinin Antalya tarafında kalan kısmının dibi kumdu, kayalık yoktu ve sonraki günler burada girmeye başlayınca tatilden keyif almaya başladık. Plaj kalabalık değildi hatta tenha bile sayılabilirdi bu nedenle deniz bulanıklaşmıyor günün hangi saatinde girersek girelim dibini görebiliyorduk. Hatta kızlarımla deniz dibindeki balıkları takip ediyorduk 🙂

Sahil boyunca uzanan parkta kafeler ve restoranlar var o nedenle akşamları da canımız pek sıkılmadı. Açıkçası burası eğlence arayanlar için uygun bir yer değil, hiç bar disko tarzı mekanlar yok ama kafa dinlemek için oldukça uygun bir yer. Her akşam çocuklarla park boyunca bir yürüyüş yapıyorduk, onlar oyun parkında oynayıp, dondurmalarını yiyip uyuyorlardı. Bizim için gayet ideal bir yerdi kafamızı ve bedenimizi dinlendirdik.

Aydıncık’ta Gezilecek Yerler

Buradaki insanlara sahil haricinde Aydıncık’ta nereler olduğunu hazır buraya gelmişken nereleri gezebileceğimizi sorduğumda, oldukça çok seçenek sunduklarını belirtmeliyim. İncekum Plajı, Soğuksu Plajı, Gilindire Mağarası, Kelenderis Antik Kenti gibi pek çok yer saydılar. Hatta biraz daha uzaklaşmak istersek Anamur Kalesi ve Antik Kentinden bahsettiler ama biz oraya kadar gitmedik. Bir de soğuk su plajına gitmedik orada da denize bir akıntı varmış ve o akıntının olduğu yerde denize girip o soğukluğu hissetmezseniz gitmenizin bir anlamı yokmuş. Biz de çocuklarla o soğuk kısımda denize girmeyiz diye hiç oraya gitmedik ama diğer sayılan yerlere gittik.



İncekum Plajı Aydıncık

Aydıncık sahilinde denizin dalgalı olduğu zamanlarda bize tavsiye edilen, orada dalga olmaz denilen İncekum Plajı, Aydıncık Sahilinin doğusunda yani Mersin tarafında kalıyor. Antalya – Mersin otoyolunda Aydıncık’tan Mersine giderken sağ tarafta bulunan benzinliğin yanından girilen yoldan 1.5-2 km gidince İncekum Tabiat Parkı tabelası karşınıza çıkacak. Bu tabelanın önünde büyük bir plaj var ben burası zannetmiştim ama burası değilmiş, bu plaj çadır kamp alanıymış. Tabiat parkındaki görevlilerin yanına gidip Aydıncık İncekum Plajı’nı sorduğumda, plajın milli parkın içinde olduğunu girişlerin araçlar için 11 TL ücreti olduğunu söylediler. Buradan ne farkı var dediğimde aynı cevabı aldım; İncekum Plajı’nda dalga olmaz.

Buraya kadar gelmişken girmeden gitmek olmaz, Aydıncık Sahilde denizin dalgalı olduğu bir gün çocuklar denize rahat girsinler diye İncekum Plajına gittik. İncekum Milli Parkı sadece denize girmek için kullanılmıyormuş girince onu anladım. Milli parkın içinde kamelyalar yapılmış ve insanlar buraya sabahtan gelip mangal veya pikniklerini yapıp denize giriyorlar, akşam olunca da kabinlerde duşlarını alıp üzerlerini değiştirip gidiyorlar.

Aslında güzel bir yer ama plajı Aydıncık sahili veya milli parkın dışındaki kamp alanının plajı kadar büyük değil oldukça küçük bir plaj. Küçük ama denizi sığ, zemini adı gibi incecik kum, dalga konusu ise anlattıkları gibi değil burası da gayet dalgalıydı. Ama zannedersem bu dalgalar benim geldiğim zamanla alakalı normalde bu plajda o kadar dalga olmazmış. Şansımıza hava baya rüzgarlıydı ve denizde bundan nasibini almıştı 🙁 Gerçi Aydıncık sahili ve milli parkın dışındaki kamp alanı buraya göre oldukça fazla dalgalıydı onu düşününce de fena değildi.

İncekum Plajı güzel bir yer olmakla birlikte şayet piknik yapmak gibi bir niyetiniz yoksa, giriş için 11 TL ücret ödenecek kadar güzel bir plaj değil. Aydıncık Sahilinin batı kıyısında denizime girerim boşuna buraya kadar arabamla gelmem.

Gilindire Mağarası

Buraya gelince adını duyduğumuz ve iyi ki Aydıncığa gelmişiz de burayı görmüşüz dedirten bir doğa harikası. Mağaranın dibindeki gölden dolayı Aynalıgöl Mağarası da denilen bu mağara 1999 yılına bir çoban tarafından keşfedilmiş. Önceki buzul çağına ait kalıntıların bulunduğu mağara Aydıncık İlçesinin 6-7 Km doğusunda kalıyor.

Gilindire Mağarası hakkında detaylı bilgi için tıklayınız….

Kelenderis Antik Kenti

Yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülen antik kent Aydıncık liman bölgesinde bulunuyor ve hala kazı çalışmaları devam ettiği için ziyarete kapalı. Oldukça değerli mozaikler ve çeşitli tarihi eserlerin bulunduğu kazı alanında çalışmalar 1986 yılında başlamış ve şu ana kadar kentin yarısı bile gün yüzüne çıkarılamamış. Umarım çalışmalar hızlı bir şekilde ilerler ve bu tarihi yerleşim yeri turizme kazandırılır.

Kelenderis Antik Kenti hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…

Aydıncık liman bölgesi

Antik kenti görmek için geldiğimiz liman bölgesi balık üretme çiftliği gibiydi. Denizi oldukça berrak ve temiz olan limanda denize baktığımızda, çimen gibi her tarafı kaplamış olan kefallerden denizin dibi görünmüyordu.

Balık avlamanın yasak olmasından dolayı balıklar burayı kendilerine yuva yapmışlar ve her boyda kefali görmek mümkün. Bu manzarayı çocuklarımızın da görmesi gerekiyordu o nedenle ertesi gün öğle vakti yanımıza biraz ekmek alarak çocukları buraya getirdik. Çocukların balıklara ekmek atarken mutluluğu görmeye değerdi 🙂

Taş Masa Aydıncık

Liman bölgesindeki kafelerden birinde oturup bir şeyler içerken buralarda başka nereler var görülmesi gereken diye sorumuza cevap olarak Taş Masa ve Dört Ayak Anıtını alıyoruz.

Taş Masa,  Aydıncık’tan Antalya yönüne giderken, limandan yaklaşık 300 metre sonra sağa ayrılan Karaeski Köyü yoluna saparak gidilebilen bir seyir noktası. Karaeski Köyü yoluna girdikten sonra başka hiçbir yere sapmadan yolu takip ederseniz yaklaşık 3 km sonra ulaşabilirsiniz. Aydıncığın her tarafını kuş bakışı görebileceğiniz bu tepede üstü kapalı kamelya gibi bir bank yapılmış ve manzarası gerçekten güzel ama başka da hiçbir şey yok. Oturup bir şeyler içebileceğiniz küçük te olsa kafe gibi bir yer olsa fena olmazdı aslında 🙂

Dört Ayak Anıtı Aydıncık

MS II. Yüzyılda yapıldığı ve dönemin hükümdarına ait olduğu tahmin edilen Dört Ayak Anıt Mezarı, Mersin yönünden gelirken Aydıncık limana varmadan sağ tarafta kalıyor. Cadde üzerinde olmadığı için geçerken görünmüyor önünde evler var ama yol kenarında tabela olduğu için kolaylıkla bulabilirsiniz.

Üç ana bölümden oluşan mezarın asıl bölümü hala çıkarılmamış toprak altındaymış. Dört ayak ve bir kubbeden oluşan bu yapı ise asıl mezarın çatısıymış. Kazı çalışmaları başlamamış olan mezarın etrafı tel örgüyle çevrilmiş ve koruma altına alınmış.

Deniz için geldiğimiz Aydıncık’ta, deniz, tarih, doğa, manzara ne ararsak bulduk diyebilirim. Güneyin küçük bir ilçesi olan Aydıncık’a gerekli önem verilip çalışmalar hızlı bir şekilde tamamlanırsa oldukça fazla turist çekebilecek bir potansiyele sahip. Tarih deseniz antik yapılar, deniz deseniz harika birkaç plaj, doğa deseniz dünyada eşine az rastlanır bir mağara, farklı zevklere hitap edecek farklı türde turist profilini kendisine çekebilecek oldukça güzel bir bölge. Umarım yakın zamanda gereken değeri görür.

Keyifli gezmeler….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir