Ulucanlar ANKARA

Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Ankara’da nereye gidilir, ne yapılır sorusuna bu hafta Ulucanlar Cezaevi Müzesi cevap oluyor. Ankara’ya geldiğimizden beri eşimin gitmek istediği Ulucanlar, bu haftaya kısmetmiş (22.07.2017). Türkiye Cumhuriyeti’nin hemen her dönemine büyük acılar yaşanan, bazılarının Ankara denilince gözlerinin dolmasına sebep olan, hemen her görüşten insanın hapis yattığı, insanların hafızalarında pek de iyi bir yeri olmayan burayı görmek bize şart.


Ulucanlar Otopark

Sabah Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ne giderken park yeri bulabilir miyim diye düşünüyordum çünkü Ankara’da nereye gidersem gideyim illaki bir park sıkıntısı yaşıyorum. Ama Müzenin girişinde bir otopark vardı üstelik herkese açık ücretsiz bir otoparktı. Kendimi yol kenarında bir park yeri aramaya o kadar hazırlamışım ki oldukça şaşırıyorum.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Giriş Ücretleri ve Ziyaret Saatleri

Müze ziyaretleri pazartesi hariç haftanın her günü, saat 10:00-17:00 arası yapılabilmekte.

Giriş ücretleri ise tam bilet 5TL, öğrenci-öğretmen için 2TL

Ulucanlar Cezaevi Tarihi

Yeni cumhuriyetin ilk hapishanesi olarak 1925 yılında yapılan ve 2006 yılına kadar açık kalan Ulucanlar Cezaevi, 2009 yılında restore edilmek üzere Altındağ Belediyesine devredilir. Yapılan çalışmaların ardından 2011 yılında Ulucanlar Cezaevi Müzesi olarak hizmet vermeye başlar. İlk yapıldığı yıllardaki adı Cebeci Tevkifhanesi olan hapishanenin adı, daha sonraki yıllarda Ankara Hapishanesi, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi olarak değişiyor. En son olarak ta adı Ulucanlar Cezaevi olarak değişen hapishane kapanana kadar bu isimle varlığını sürdürüyor.

Açık kaldığı 81 yıl boyunca pek çok infaza ve isyana ev sahipliği yapan cezaevi, Türk siyasi ve edebi hayatının pek çok önemli kişisini misafir etmiştir. Eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Osman Serdengeçti, Deniz Gezmiş, ünlü şairler Nazım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kürek, Ahmet Arif, Yılmaz Güney ve ismini sayamayacağım daha pek çok siyasetçi ve yazar bir şekilde buraya misafir olmuştur.

Ulucanlar Cezaevinde Gerçekleştirilen İdamlar

Ulucanlar Cezaevi açık kaldığı 81 yılda, toplam 18 infaza ev sahipliği yapmış. Bunlar:

  • 1926- İskilipli Atıf Hoca
  • 1926- Babaeski müftüsü Ali Rıza Hoca
  • 1926- Maliye nazırı Cavit Bey
  • 1926- Doktor Nazım Bey
  • 1926- Milletvekili Hilmi Bey
  • 1926- Nail Bey
  • 1926- Abdulkadir Bey
  • 1964- Süvari Fethi Gürcan
  • 1964- Albay Talat Aydemir
  • 1972- Deniz Gezmiş
  • 1972- Yusuf Aslan
  • 1972- Hüseyin İnan
  • 1980- Necdet Adalı
  • 1980- Mustafa Pehlivanoğlu
  • 1980- Erdal Eren
  • 1982- Fikri Arıkan
  • 1982- Ednan Kavaklı
  • 1982- Ali Bülent Orkan
Ulucanlar Cezaevi Müzesi Gezi Güzergahı

Buraya girişinizde duvarlardaki tabelalar sizi yönlendiriyor, o güzergahı takip ederek cezaevinin çoğu yerini gezerek çıkışa doğru gidiyorsunuz. Ziyarete açılmamış kısımlara girişler kapalı olduğu için zaten giremiyorsunuz.

Müzeyi gezerken ilk olarak karşınıza 9. Ve 10. koğuşun olduğu Hilton denilen iki katlı bölüm çıkıyor. İlk olarak 1957 yılında dönemin milletvekili Osman Bölükbaşı için özel olarak yaptırılmış Ankara manzaralı bu bölümde daha çok gazeteci ve yazarlar kalmış. Bülent Ecevit, Cüneyt Arcayürek, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek bunlardan bazıları.

Hilton’un hemen yanında tek kişilik hücrelerin olduğu Müşahede odalarına geçiliyor. Cezaevinde disiplin suçu işleyenler ile suçu gereği diğer mahkumlardan ayrı tutulması gereken mahkumlar burada tutulurmuş. Daracık koridoru ve loş ışıklar altında ilerlerken duyduğunuz işkence ve sorgu sesleri içinizi ürpertiyor. Bu koridoru geçerken bile bu kadar etkileniyorsak o anları yaşayan mahkumlar nasıldı kim bilir?

Koğuşlar

Hücrelerden sonra mahkumların kaldığı koğuşları sırayla geziyorsunuz, her koğuşun girişindeki avluların duvarlarında burada kalmış insanların resimleri asılmış. İlk olarak girdiğimiz 4. Koğuşta mahkumların kullandığı mutfak malzemeleri ve ranzalarında oturan, saz çalan mahkumları temsilen yapılmış balmumu heykeller etkileyici olmuş.

Buradan sonra film-belgesel izleme salonu olan 7. Koğuşa gidiyoruz, bu salonda “Uçurtmayı Vurmasınlar” filmi gösteriliyordu o esnada.

Oradan 5. koğuşa geçiyoruz, bu koğuşta da diğerlerinde olduğu gibi her ranzanın üzerinde Ulucanlar Cezaevi’nde kalan birinin fotoğrafı ve kısa biyografisi vardı. İlk başta bu yataklarda yatan mahkumların resimleri o ranzalara asılmış diye düşünmüştüm ama öyle değilmiş, karışık olarak asılmış.

6. koğuşta mahkumların kullandıkları eşyalar sergileniyor. Nazım Hikmet’in şiirlerini yazdığı daktilo, Bülent Ecevit’in sürekli taktığı kasketi, İskilipli Atıf Hoca’nın kullandığı eşyaları, Ahmet Arif’in yeleği sizi oldukça duygulandıracak. Ama öyle bir şey var ki görünce donup kalıyorsunuz. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sehpasında boyunlarına takılan yaftaları görünce o anlar gözünüzde canlanıyor. Bir insanın canını almak, onu darağacında sallandırmak, ne bileyim insan bir şey düşünemiyor o günlerin bir daha yaşanmaması dileğiyle…

Buradan çıkınca zindanların ( disiplin hücresi) olduğu bölümü geçip bir avluya çıkıyoruz.  Burada berber ve tuvaletler bulunuyor. Buradan geçince çıktığımız büyük avluda ziyaretçi görüşme yeri bulunuyor. Bu görüşme alanında kabinler var kabinler arasında ufak bir cam ve demir parmaklıklar var. Burada görüşler yapılıyormuş.

Ulu Kavak

Görüş kabininin hemen yanında, 18 cana kıyan darağacı ve altındaki sehpayı görünce bir garip oluyor insan. Bu darağacı restorasyon çalışmaları sırasında çatıda bulunmuş gerçek darağacıymış ve koruyucu cila atılarak burada sergilenmeye başlamış. Baba bu nedir diye soran kızıma ne diyeceğimi bilemedim, 5 yaşındaki aklından neler geçirdi bilmiyorum ama “buranın dekoru o bir süs” diyebildim. İdamlar ise buradaki Ulu Kavak olarak anılan kavak ağacının önünde yapılırmış.

Darağacını demir parmaklıklar arasına almışlardı, o ağaçları mı cezalandırmışlardı emir verenlerin yerine bilemiyorum ama umarım o parmaklıklar bir daha açılmaz. Bu parmaklıkların üzerinde “ Türkiye’de idam cezası 14.07.2004 tarihinde kaldırılmıştır” yazıyordu.

Burayı ziyaretinizde göreceksiniz ki buradaki atmosfer sizi derinden etkileyecek. İşkence odalarını, eserlerini okuduğunuz, düşüncelerine inandığınız, savunduğunuz insanların kaldığı koğuşları, hatta onların idam edildiği darağacını görünce sizin de gözleriniz dolacak belki de ağlayacaksınız.

Karmaşık duygular içerisinde buradan ayrılıyoruz, Allah kimseyi böyle yerlere düşürmesin kimseye bu acıları yaşatmasın.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Nerede

Bir gün yolunuz düşer de burayı görmek isterseniz konumu ;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir